İçeriğe geç

Koro filmindeki öğretmen okuldaki katı disiplin yaklaşımına karşı hangi kuramı kullandı ?

Başlıyorum, çünkü bu film hakkında konuşmayı ertelemek istemiyorum. Arkadaşlar — bir öğretmenin sadece “kırbacı elinde sallayarak” disiplin sağladığı bir okul değil, tam tersine müzikle, güvenle, insanı merkeze alan bir dönüşüm süreci yarattığı bir hikâye ile karşılaşmak… Les Choristes (Türkçesiyle “Koro”) tam da bunu anlatıyor. Filmde öğretmen olan Clément Mathieu okulun katı disiplin anlayışına karşı nasıl bir kuramı, yöntem ya da felsefeyi benimsemişti? Şimdi bunu derinlemesine, hem kökenleriyle hem günümüz yansımalarıyla ve geleceğe dair potansiyeliyle ele alalım.

Katı Disiplinin Alternatifi: Mathieu’nun Kuramı

Filmde Mathieu, okulun geleneksel “aksiyon–reaksiyon” (yap–cezâ) üzerine kurulu, korku ve baskı temelli disiplin sistemine karşı çıkıyor. ([fr.wikipedia.org][1]) Rachin adlı müdürün uyguladığı sert yöntemlerin aksine, Mathieu şunları tercih ediyor:

Çocukların yeteneklerini keşfetmek, onlara güven vermek, müzik yoluyla bir aidiyet hissettirmek. ([Sunny Infants][2])

Disiplinin yalnızca ceza vermekle değil, anlam vermekle kurulabileceğini düşünmek. Yani “sen bir kötüsün, cezasını alırsın” değil “ben senin ne yapabileceğini görüyorum ve birlikte çalışalım” yaklaşımı.

Grup çalışması (koro) biçiminde kolektif bir aidiyet yaratma, çocukları yalnız veya suçlu olarak değil, birlikte bir şeyin parçası olarak görme. Filmde koro bu yüzden bir araç oluyor. ([grignoux.be][3])

Bu bakımdan Mathieu’un yöntemi, eğitim teorisi alanında insancıl, motivasyon merkezli, dönüştürücü pedagogik bir kuramla örtüşüyor. Yani: ceza‑ödül temelli bir disiplin yerine, bireyin içsel kapasitesine odaklanan, ilişkisel temelli bir yaklaşım.

Bu Yaklaşımın Kökenleri ve Kuramsal Temelleri

Mathieu’nun yöntemi tamamen rastlantı değil; detaylara bakarsak:

20. yüzyıl eğitim teorilerinde, davranışçı (behaviourist) yaklaşımın ötesine geçilmesiyle birlikte öz‑yetkinlik (self‑efficacy), motivasyon, katılımcı öğrenme gibi kavramlar ön plana çıktı. Mathieu’nun “ben senin sesini duydum” biçimindeki yöntemi de buna benziyor.

Okulun o dönemde (1949 Fransa’sında) bir ceza‑kurumu gibi işlediği ortamda, müzik ve koroyla birlikte “yeni bir ilişki” kuruluyor: öğretmen‑öğrenci arasında çatışma değil işbirliği.

Film analizleri, Mathieu’nun yaklaşımını “diyalog‑temelli öğretim” ve “insan merkezli disiplin” olarak tanımlıyor. ([Sunny Infants][2])

Bu yönüyle, Mathieu’nun yaklaşımı klasik otoriter modellere alternatif bir eğitim kuramı olarak görülebilir: yaptırım‑temelli disiplin yerine, anlam + aidiyet + motivasyon temelli.

Günümüzdeki Yansımaları: Eğitim Dünyasında Ne Değişti?

Bugün baktığımızda, eğitim sistemlerinde hâlâ katı disiplin anlayışları var ama aşağıdaki eğilimler de dikkat çekiyor:

Öğrenci merkezli eğitim modelleri, öğrencinin potansiyeline odaklanma, sadece kuralları uygulama değil, anlamlandırma yaklaşımıyla yaygınlaşıyor. Mathieu’nun yolu aslında bugünün pedagojik anlayışıyla örtüşüyor.

Müziğin, sanatın yol açtığı “aidiyet duygusu”, özellikle dezavantajlı öğrenciler için bir motivasyon kaynağı olarak görülüyor. “Koro kurarak davranış değişir mi?” sorusunun evet cevabı ­– film bunu dramatize ediyor.

Ancak: Katı disiplinin tamamen terk edildiğini söylemek zor. Güvenlik, kurallar, sınır koyma hâlâ önemli olarak görülüyor. Yani Mathieu’nun kuramı her koşulda uygulanabilir olmayabiliyor.

Sorulması gereken soru: Günümüz okullarında hâlâ “yaptırım‑disiplin” modeli mi ağır basıyor yoksa “aidiyet‑potansiyel keşfi” modeli mi öne çıkıyor? Bu film bize açıkça düşündürücü bir alternatif sunuyor.

Gelecekte Potansiyeli: Eğitimde Ne Yönde Gidiyoruz ve Neler Değişebilir?

Arkadaşlar, ben bunu bir ileri çağrı olarak görüyorum: Mathieu’nun yöntemi sadece geçmişte bir film sahnesinde değil, geleceğin eğitim sisteminde ışık olabilecek nitelikte.

Özellikle teknolojinin, bireyselleştirmenin, sanal ortamların eğitimde yükseldiği ortamda, öğrencilerin motivasyon, yüksek benlik algısı, takım çalışması gibi yönleri daha kritik hâle geliyor. Mathieu’nun koro kurma yaklaşımı bu alana öncü olabilir.

Dezavantajlı gruplarla çalışan okullarda müzik, sanat gibi araçlar aracılığıyla bir dönüşüm modeli geliştirilebilir—filmde olduğu gibi. Bu sadece “yaramaz çocukları cezalandırma” değil, “yaramaz çocuklarda potansiyel bulma” diye çevrilebilir.

Ama önemli bir uyarı da var: Bu tür yöntem, uygulama koşulları olmadan etkisiz kalabilir. Mathieu’nun çevresi, okulun fiziksel koşulları, zamanlaması önemliydi. Gelecekte bu modelin yayılması için sistematik destek gerek.

Bu yüzden: Eğitim politikaları belirlenirken sadece kurallar değil, ilişki, motivasyon, katılım gibi kavramlara daha fazla yer verilmeli. Film bize bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Arkadaşlar, Söz Sizde: Siz Ne Düşünüyorusunuz?

Sizce Mathieu’nun yaklaşımı bugün Türkiye gibi ülkelerde uygulanabilir mi?

Sizin okul deneyimlerinizde “ceza‑disiplin” modeli mi ağırlıktaydı yoksa “potansiyel keşfi, aidiyet” modeli mi?

Eğer bir öğretmen olsaydınız, Mathieu gibi bir yöntem mi tercih ederdiniz yoksa geleneksel yöntem mi?

Yorumlara yazarak düşüncelerinizi paylaşın, bu konuyu birlikte genişletelim.

[1]: https://fr.wikipedia.org/wiki/Les_Choristes_%28film%29?utm_source=chatgpt.com “Les Choristes (film)”

[2]: https://www.sunnyinfants.com/post/the-power-of-a-dialogical-teaching-approach?utm_source=chatgpt.com “‘Les Choristes’: The power of a dialogical teaching approach”

[3]: https://www.grignoux.be/fr/dossier/189/les-choristes?utm_source=chatgpt.com “Les Grignoux – Dossiers pédagogiques – Les Choristes”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet yeni girişbetexper güncel girişhttps://betexpergir.net/